Embed

İnsana Ne Kadar Toprak Lazım?

 

Yabancı Yazar Tolstoy’un “İnsana Ne Kadar Toprak Lazım” adlı hikâyesinde hep daha fazla ve daha verimli toprak sahibi olmak isteyen bir adamın çokça mal/mülk ve toprak sahibi olma arzusu anlatılır. Adam, sürekli daha fazla kazanmaya ve zengin olmaya çalışan bir çiftçidir.  Bir gün daha verimli topraklara sahip olmak için toprakların geniş olduğu bir memlekete gider. Oranın Reisine gider ve “Ben toprak sahibi olmak istiyorum, sizde bolca toprak olduğunu ve isteyene verdiğinizi işittim.” Reis, “Evet isteyen herkese toprak veririm.” Ve gözünün gördüğü her yeri bir şartla alabileceğini söyler.  Reisin şartı şudur:  Toprak sahibi olmak isteyen adam, bir noktadan başlayarak almak istediği toprağı küçük çukurlar kazarak işaretleyecektir ancak, güneş batmadan istediği genişlikte araziyi kazarak başladığı noktaya gelmek zorundadır, böylece akşama kadar ne kadar arazi çevrelemişse hepsi kendisinin olacaktır.

Adam, güneşin doğuşuyla hoşuna giden araziyi büyük bir hızla işaretlemeye başlar, yolun yarısı geçmiştir ki güzel bir arazi daha görür. “Burayı da arazimin içine katarsam iyi olur, verimli bir alan” der.  Sağa doğru koşu alanını daha da fazla genişletir, güneşin batmasına az kalmıştır, koşmaktan ayakları yara içinde kalmıştır, çok yorulmuştur, ama ne olursa olsun başladığı yere güneş batmadan yetişmek zorundadır.  Hırs gözünü bürümüştür. Hızını arttırır, var gücüyle koşar. Alkışlar içinde güneşin batmasına saniyeler kala başladığı yere yetişir ve o yorgunlukla yığılır kalır, etraftakiler seslenir ama cevap alamazlar, adamın ağzından kan gelmiş ve ölmüştür. Adam Reisin emriyle hemen olduğu yere gömülür.  Ve burada ibret verici o son sözü söyler bize Tolstoy: “Onun İhtiyaç Duyduğu Üç Arşın Kadar Bir Topraktı…’’

Hikâye çok uzun, ben sadece özet olarak anlatıp, asıl kendimize bu hikâyeden ne ders çıkarabiliriz düşüncesi ile kendimi ve okuyanları tefekküre davet etmek istedim. Hepimizin yaşamın koşuşturmacasına daldığı bu dünyada, hayattaki amacımızın ne olduğunu bir kez daha düşünmemize sebep olsun bu hikâye. İstek ve arzularımızı hırslarımıza kurban etmememiz gerektiğini bizlere anlatan bu hikâye, aslında elimizde olanla yetinmeyi ve iktisatlı olmamız gerektiğine dikkat çekiyor.

Dünyada var olan her şeyin yok olmaya mahkûm olduğunu, çok uzunmuş gibi görünen ömrümüzün aslında çok kısa olduğunu bildiğimiz halde, dünyadaki pek çok şeye sahip olmaya çalışıyoruz ve durmadan ceplerimizi doldurmak ile meşgul oluyoruz. Açgözlülük, tamahkârlık, mal ve dünya hırsı bizi maneviyattan uzaklaştırır ve hakikati görmemize engel olur. Bizler sadece bir kefene sarılı olarak bu dünyaya veda edip, sahip olacağımız tek mal varlığı, bir kefen ve iki metrelik toprak olmayacak mı?

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurur ki;

“Âdemoğlunun iki dere dolusu malı olsa bir üçüncüsünü ister. Âdemoğlunun içini / karnını topraktan başka bir şey dolduramaz.” (Buhârî, Rikâk, 10; Müslim, Zekât, 116)

Hadiste anlatıldığı gibi, âdemoğlu mal biriktirme ve hep daha çok mala sahip olma arzusuna sahiptir. Bir arabası olan, bir tane daha ister, yâda “daha iyisi olsa olmaz mı?” der. Bir apartmanı olan “bir tane daha olsa olmaz mı?” der, bunun gibi örnekleri çoğaltabiliriz. Sonuçta bizler hep daha fazlasına talip olmak istemişizdir. Hep daha çok mal sahibi olma hırsı, insanı hakikatten uzaklaştırıyor. Hırs gözlüğüyle dünyaya baktığımızda hakikat bizden uzaklaşıyor, ama biz farkına varamıyoruz.

Hz. Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselam) buyurdular ki: “Âdemoğlu ihtiyarladıkça onda iki şey gençleşir: Mala karşı hırs ve hayata karşı hırs”.     (Buharî, Rikâk 5; Müslim, Zekât 115, )

0 32 300x127 İnsana Ne Kadar Toprak Lazım?

Evet, mal sahibi olma sevdası/hırsı bizde devam ettikçe, bu hırs ve sevda ahiretimizi düşünmemize engel olur ve farkına varmadan bizi hakikat yolundan uzaklaştırır. Oysaki hepimizin tüm mal varlığı, gün gelecek iki metre toprak olmaktan öteye geçemeyecektir, bunca biriktirilen mal varlığı, ne yazık ki iki metre toprağa sığmayacaktır, oraya sığacak olan sadece dünya hayatında sergilemiş olduğumuz ameller olacaktır. İşte bunun bilincinde yaşayarak, hayatımızı, bize kalacak olan iki metre toprağa göre hazırlamamız gerekir. Mademki işin sonunda iki metre toprağa sahip olacağız, o zaman iki metre toprak içinde bize ne lazım olacaksa, o lazım olacak olanları biriktirme sevdası ve gayreti olmalı bizde.  Bizler iki metrelik toprağa Allah’(cc)ın kelamı ve Resulullah’(s.a.v.)ın sünnetini amel tohumları yapıp, o toprağa ekmemiz gerekir. Ekeceğimiz bu amel tohumları, ahiret âleminde, filizlenecektir ve ektiğimiz amel tohumları hükmünce orada muamele göreceğiz.

 Rabbimiz Kur’an-ı Kerimde buyurur ki:

“Her kim zerre miktarı bir hayır işlerse onu görecek; Her kim zerre miktarı bir şer işlerse onu görecektir. ( Zilzal Suresi 7-8) 

O halde amel tohumlarımızı Kur’an ve Sünnet’ten almaya gayret gösterelim, Çünkü o tohumlar Allah’(cc)ın inayetiyle bize cennet kapılarını açmaya vesile olacaktır. Evet, iki metre toprak içinde bize gereken, bizi değerli kılacak olan yaptığımız ameller olacaktır. Mal biriktirmek yerine, hakikat yolunda ahirette bize ışık tutacak ve biz ile cehennem arasın(a)da perde olacak güzel amellerimizi biriktirmeliyiz. Peki, “hiç mal biriktirmeyecek miyiz?” diyenlere de, tabi ki mal biriktireceğiz, ama bu bizde hırsa dönüşmemeli, ahiretimizi düşünmeye engel olmamalı, gerektiğinde mal varlığımızı Allah (cc) yolunda infak edebilmeliyiz.

Bizler, “daha çok nasıl faydalı olabilirim, bu gün ilmimi ne kadar arttırabilirim, daha çok ne kadar iman hakikati öğrenebilirim ve daha çok iman hakikatlerini nasıl anlatabilirim” diye bizi Cennete götürmeye vesile olacak amelleri biriktirme çabasında olmamız gerekir.

Dünyada mal biriktirme hırsı ile değil, iman-i amellerimizi Rıza-i İlahi doğrultusunda biriktirme çabasında olalım, o zaman gireceğimiz iki metrelik toprak, bize cennette saraylar ve köşkler hükmünce genişleyecektir Allah’(cc)ın izniyle.

Ve son olarak Rabbimizin Hadid Suresindeki şu uyarısına kulak verelim.

Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda karşılıklı bir övünme, çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir. (Nihayet hepsi yok olur gider). Tıpkı şöyle: Bir yağmur ki, bitirdiği bitki çiftçilerin hoşuna gider. Sonra kurumaya yüz tutar da sen onu sararmış olarak görürsün. Sonra da çer çöp olur. Ahirette ise (dünyadaki amele göre ya) çetin bir azap ve(ya) Allah’ın mağfiret ve rızası vardır. Dünya hayatı, aldanış metaından başka bir şey değildir. (Hadid Suresi 20)           

Mehmet Kazar

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!